BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Girit ile ilgili Raporlar ve İnfo Grafikler Bildiriler
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:10

]BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ

GÖÇMENLERİN ROLÜ

Timuçin Binder


Baba Tarafından Deniz Ana Tarafından Kara Girit


Ünlü Giritli yazar ve düşünür Kazantzakis Türkçeye El Greko’ya Mektuplar adıyla çevrilmiş Report To Greco adlı kitabında ilginç bir ayrım yapar ataları arasında. Ataları, baba tarafından, denizin kana susamış korsanları, ne Tanrı’dan ne de insandan korkan savaşçı reisleridir. Ana tarafındansa, gün be gün yorulmak bilmeden büyük bir sebatla toprak üstünde çalışan, umutlarını Tanrı’ya bağlamış, uysal ve iyi köylülerdir. O bu iki karşıt dürtünün sentezidir ve karşıt olduklarından, bu iki uzlaşmazı nasıl uzlaştırabileceğini, bu sentezi nasıl uyumlu bir hale dönüştürebileceğini sorar kendisine (Kazantzakis, 1966:19).

Ateş ve toprak olarak adlandırmıştır Kazantzakis bu iki uzlaşmazı, korsanı ve köylüyü (Kazantzakis, 1966:19). Ama pekâlâ deniz ve toprak olarak da adlandırılabilir bu ikisi. Ya da, Kazantzakis’in ateş ve toprak ikilisine hiç dokunmadan, bahsettiği aynı sentezi birbirine karşıt iki yaşam tarzının birleştirilmesi olarak görebilir ve Girit’i, Girit kültürünü, iki yaşam tarzının uyumlu hale getirilmesi olarak da anlayabiliriz. Giritli ne sadece deniz ne de sadece topraktır, ikisinin birleşimidir. Kazantzakis’in kendi köklerine bakışı sanki aynı zamanda içinden çıktığı Girit kültürüne de bakışıdır. Girit hem deniz hem de karadır, hem denizci hem de karacıdır.

Ada denildiğinde aklımıza ilk gelen doğal olarak dört tarafı suyla, çoğu kez deniz olan suyla çevrili kara parçasıdır. Baskın unsur onu çevreleyen su, yani genelde denizdir. Denizin kontrolündedir ada; toprak yoktur bu kafamıza yerleşmiş ada imgesinde. Oysa bu sadece bir türüdür adanın, ufak türü ve birçok ada ufaktır; deniz bir kıyısından diğerine kontrolü altına almıştır bu ufak adaları. Oysa sayıları az da olsa bazı adalar da büyüktür, hatta bazı durumlarda o kadar büyüktürler ki, artık ada olarak bile adlandırılmazlar. Ada eki düşer, sadece adlarıyla anılırlar. Girit bu ikisi arasındadır. Ada ekini neredeyse kaybetmiştir ama tamamen değil. O eşiği henüz geçmemiştir. Neredeyse adadır veya neredeyse ada değildir.


1 01-03.02.2019 II. Girit Araştırmaları Sempozyumu – Türkiye’de Girit Araştırmaları International Symposium
On Cretan Studies ISCreS’de sunulmuş bildiri.
2 Antropolog, timucinbinder@gmail.com
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:19

Kıyılarında deniz egemendir ama içeri girildiğinde toprağın dünyasıdır, bahçelerin, tarlaların, zeytinliklerin. Dağlar vardır adada, yüksek dağlar, denizin rüzgârlarını kesen, adayı tamamen kontrol altına almalarını engelleyen, iç vadilerine denizden bağımsız, ondan farklı bir var oluş veren, sağlayan. Girit’in denizi kadar dağları da meşhurdur, korsanı kadar yıllarca her fırsatta isyan etmiş dağlıları da. Kazantzakis’in ateşi hem denizde hem dağdadır. Ama o bahsettiği köylüsü de vardır, denizci ruhundan, denizcilikten, korsandan, dağlıdan çok uzak, gün be gün belini kırarcasına toprak üzerinde çabalayan, didinen köylüsü. Girit, dolayısıyla, iki dünyanın arasında bir adadır, ne tamamen deniz olabilecek kadar ufak ne de tamamen kara olabilecek kadar büyük; ikisinin arasındadır. Daha somut verilerle konuşacaksak, Girit’in bazı yerlerinde denize uzaklık 20 kilometreyi bulur. Böyle bir mesafe, ada olsun veya olmasın, hiçbir yerde oranın insanını denizci yapmaz. İnsanı denizden koparacak kadar uzak bir mesafedir bu. Bir kara yerleşimidir söz konusu olan ve herhangi bir adada belli bir büyüklükten sonra kara yerleşimlerinin sayısı kıyı yerleşimlerini aşar. Alan her zaman onu çevreleyen çizgiden daha hızlı büyür. Buna bir de kıyı ikliminin içeriye girerken yaşadığı değişimi eklersek, belli bir büyüklük eşiği aşıldıktan sonra bir adanın iç kısımlarında neden bir süre sonra tamamen bir kara dünyasıyla karşılaştığımız daha anlaşılır olacaktır. Girit de benzer bir durumdadır. Gerçi o eşik tamamen aşılmamış gibidir ama yine de Girit deniz olduğu kadar karadır, hatta belki de birazcık daha fazla karadır. Böyle bakıldığında, bir ada kültürü olarak Girit çift soyludur: Baba tarafından deniz, ana tarafından karadır.
Bodrum 1.png
Bodrum 1.png (673.36 KiB) 240 kere görüntülendi
Şekil 1Girit Adası

Bodrum 2.png
Bodrum 2.png (265.36 KiB) 240 kere görüntülendi
Şekil 2 Girit adasında enlemesine mesafeler iç bölgelerini denizden uzaklaştır, karacı bir kültüre dönüştürür.

Girit çeşitli karşıtlıklar dünyasıdır. Belki de bir önceki paragrafta tanımladığımız ada türü, tam eşiği aşamamışlığı oturtmuştur onu merkezine bu çeşitli karşıtlıkların. Ama öyle veya böyle, bu karşıtlıklardan biri de, özellikle de Osmanlı döneminde, din alanındadır. Ada kültürü çok sert bir şekilde olmasa da, Müslümanlar ve Hıristiyanlar olarak da ikiye bölünmüştür. Sadece ada değil, Osmanlı’nın tamamı bu şekilde bölünmüştür. Çeşitli dini mezheplerin bulunduğu bir dünyadır ve temel ayrım, eğer bir kategorileşmeye gideceksek, Müslümanlar ve Hıristiyanlar şeklindedir.
Bodrum 3.png
Bodrum 3.png (475.42 KiB) 240 kere görüntülendi
Şekil 3 Girit'te On Dokuzuncu Yüzyılda Müslümanlarla Hıristiyanlar

Deniz dünyasında da Osmanlı’da böyle bir ayrımla karşılaşırız. Toprakta bir beraberlik söz konusuysa da, hem Hıristiyan’a hem de Müslüman’a rastlanıyorsa da, denizcilik daha çok Hıristiyanların işidir. Bu ayrım özellikle Girit’te daha da belirgindir. Müslümanların büyük kısmı karacıdır, toprakçıdır. Denizcilerin büyük kısmıysa Hıristiyan’dır. Ama ticaret dünyasında durum biraz daha farklıdır; burası bu iki topluluğun denizcilikte birbirleriyle en çok buluştukları alandır (Greene, 2000:163-167; Spratt, 119). Deniz ticaretine baktığımızda,
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:23

ki ticarette denizin payı önemlidir Girit’te, fiziksel anlamda denizcilik hâlâ Hıristiyanların tekelindedir ama tekne sahibi veya yatırımcı ya da denizci/yatırımcılar olarak Müslümanlar da oradadır, Girit denizciliğindedirler. Bununla beraber, genel olarak Girit’in Müslüman nüfusuna baktığımızda, karacılar, toprakla uğraşanlar, ezici çoğunluğu oluşturmaktadır. Nitekim Osmanlı topraklarına yerleşmiş Giritli göçmenlerde de durum pek farklı değildir; herhangi bir istatistiksel veriye başvurmadan bile büyük çoğunluğun kara kökenli insanlar olduğunu görebiliriz. Elbette buradan Giritli göçmenlerin arasında hiç denizci yoktur sonucuna ulaşmamalıyız. Türkiye’nin batı ve güney limanlarının her birinde Girit kökenli denizcilerle karşılaşırız ama meseleye bir kültür, bir kültürel alan, bir kültürel doku olarak baktığımızda Girit denizciliği neredeyse tek bir yerde karşımıza bu şekilde çıkar: Bodrum’da.

Bodrum’un Giritli Göçmenler Öncesi Denizciliği

Bodrum’da en azından yirminci yüzyılın son yıllarına kadar, neredeyse tüm yüzyıl boyunca denizciliğin öne çıktığı bir Giritli mahallesiyle (Kumbahçe mahallesi) karşılaşırız. Denizcilik o kadar baskın ve güçlü bir özelliğidir ki bu mahallenin, sonunda bu denizcilik kültürü Bodrum kentinin de kimliğinin en önemli unsuru haline gelmiştir. Yirminci yüzyılın sonuna kadar ifadesi şaşırtabilir Bodrum’u şu anda ziyaret edecek birini. Çünkü görünüm olarak epey denizcidir tüm Bodrum. Her yer teknelerle doludur. Kumbahçe mahallesi de farklı bir görünüm sunmaz; özellikle yaz aylarında. Ama bu sadece denizdeki görünümdür. Karaya çıktığımızda bu görünüm kaybolur. Oysa yirminci yüzyılın sonuna kadar denizcilik Kumbahçe mahallesi sahilinin her yerindedir, her noktasında hissedilir. Bu yıllarda sahilden açıkta tekneler demirlidir, mahallenin iskelelerinde de ufak balıkçı motorları veya yelkenlileri bağlıdır. Kış aylarındaysa hemen evlerin önündeki sahile tekneler çekilmiş, mahalledeki kahveler her türden denizciyle dolmuştur. Bu kültür artık büyük ölçüde kaybolmuştur. Sadece bir köşesinde mümkündür hâlâ çoğu seksenlerinde az sayıda yaşlı denizciye ve bir düzine kadar balıkçı kayığına rastlamak; ama ne zamana kadar? Mahallenin geri kalanı, yani büyük kısmı, Bodrum’un diğer yerleriyle paralellik içinde turistik bir mahalleye dönüşmüştür.

Bodrum elbette denizcilikten tamamen uzak bir yerleşim değildir Giritliler gelmeden önce. Onlardan önce de bir limanı vardır. Gelip giden tekneler vardır. Denizcileri vardır. Hatta 1850’lere kadar burada Osmanlı’nın bir taşra tersanesi bulunduğu için, denizcilik kent

Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:26

yaşamının görünür bir parçasıdır. Ama eldeki verilere bakıldığında3 pek de kolay değildir Bodrum’u denizcilik açısından bir yere oturtmak. Bilgi’nin (2008:103-108) on dokuzuncu yüzyıl ortası Bodrumu’na dair sunduğu ekonomik veriler, bu ekonomik veriler bağlamında sıraladığı meslekler, bu tarihlerde çok da güçlü bir denizcilik kültürüne işaret etmemektedir. Bu meslekler arasında marangozluk vardır ama tekne yapımcılığı yoktur. Süngercilikten bahsedilmemektedir. Denizle ilgili meslekler olarak sadece kayıkçılık, ahtapotçuluk ve balıkçılık sıralanmıştır; ve sonuncu da sadece iki kişisiyle son derece ufak bir faaliyettir. Kayıkçılık ve ahtapotçuluk meslekleri kalabalıktır. Dönemin yol koşulları ve bölgenin dağlık yapısı dikkate alındığında, kayıkçılığın bu kadar gelişmiş olması şaşırtıcı değildir. Ayrıca karşıda sürekli gidip gelinmesi gereken adalar vardır.
Bodrum 4.png
Bodrum 4.png (527.94 KiB) 238 kere görüntülendi
Şekil 4 1900'lerin başında Bodrum Kalesi açıklarında bir kayık ve iki yelkenli. Kalenin sağ tarafında Bodrum’un Rum
Mahallesi (Ali Şengün arşivinden alınmıştır).


Diğer yandan, Baykara’nın (2010:230) Bodrum kazasının toplumsal ve ekonomik yaşamına dair on dokuzuncu yüzyılın sonunu da içeren tez çalışması biraz daha farklı bir tablo çizmektedir. Aydın Vilayet Salnameleri’ne başvuran Baykara on dokuzuncu yüzyılda Bodrum’da “200 kadar kayığın bulunduğu ve bunların 100 kadarının sünger, diğer 100 kadarı[nın] balıkçılık ve ahtapotçulukla uğraştığı[nı]” belirtmektedir. Benzer şekilde, Britanya’nın Osmanlı’ya dair 1891 tarihli ticari verilerinden yararlanan hem Yürekli (2012:
37) hem de Özgün (2013: 444-445) Bodrum kazasında gangava yöntemiyle süngercilik yapan kırk adet tekne olduğunu yazmaktadır. Son olarak Fourt ve arkadaşları da süngercilik üzerine





3 Bodrum’un on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı ve yirminci yüzyılın ilk yarısıyla ilgili denizcilik verilerimiz

hâlâ çok sınırlıdır. Bu alanda tutarlı sonuçlara varabilmek için mevcut olandan çok daha fazla bilgiye gerek duyulmaktadır. Bu verilerin nasıl toplandıkları ve sınıflandırıldıkları da tartışılması gereken ayrı bir konudur.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:30

yaptıkları çalışmalarında (2017: 3) 1891 yılında Bodrum “köyündeki” süngerci filosunun 40 adet gangava teknesinden oluştuğunu söylemektedirler.
Bodrum 5.png
Şekil 5 1900'lerin başına ait bir Bodrum yelkenlisi. Gangava filosunun bir üyesi olmuş olabilir (Fotoğraf L. Durenne’e).

Görüldüğü gibi, buraya kadar sıralanmış tüm bu çalışmalar 1890-1900 arasında Bodrum’da kayda değer bir süngerci filosunun olduğunu belirtmektedir. Bir taraftan kırk teknelik sünger avcısı bir gangava filosundan bahsedilirken, diğer yandan da toplam iki yüz kadar kayığın bulunduğu ileri sürülmektedir. Bunların arasında taşımacılıkla uğraşan tekneler, en azından Bodrum limanına bağlı taşımacılık tekneleri yoktur. Yirminci yüzyılın başında hayvan ticareti yapıldığını biliyoruz (Bilgi, 2018:45-46). Herhalde bunların taşıyan tekneler daha çok dışarıdan gelmekteydi. Denizcilikle ilgili üç alan sıralanmaktadır: Balıkçılık, ahtapotçuluk ve süngercilik. Tüm bu tekneler sadece Bodrum merkeze mi aittir, yoksa yarımadanın çeşitli yerlerinden mi gelmektedirler? Alıntıladığımız çalışmalarda bu sorunun yanıtı yoktur. Peki, bu faaliyetlerin ve bunlarla birlikte gelen iki yüz civarı “kayığın” varlığı Bodrum’da bu tarihlerde bir denizcilik kültürünün olduğuna işaret eder mi?

On dokuzuncu yüzyıl süngerciliğin en parlak dönemidir. Parlak dönemler her meslek dalında her kesimden insanı kendilerine çekerler. Herhangi bir faaliyetin para getirdiği duyulduğunda
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:32

birçok yerden insanlar bu fırsattan yararlanmak için harekete geçerler. Denizcilik de bu anlamda farklı değildir. Bunun, örneğin Bodrum’da, yirminci yüzyılın ortalarında ve ikinci yarısının ilk çeyreğinde yaşandığını biliyoruz. Süngercilik ve balıkçılık gibi faaliyetlerin bu tarihlerde iyi para getiren mesleklere dönüşmeleri köy kökenli birçok insanı bir süreliğine denize çekmiştir.4 Bu geçici meslek değişimi bu insanları denizci yapmış mıdır? Hayır, parlak dönem sona erdikten sonra tekrar eski yaşamlarına ve kültürlerine geri dönmüşlerdir. Daha fazla para kazanma fırsatının ana etken olduğu bu gibi nüfus hareketlerine dikkat etmek gerekir; geçicidirler, herhangi bir kültürel değişime sebep olmayabilirler ve en önemlisi, denizci bir kültüre işaret etmeyebilirler. Dolayısıyla, Bodrum’da bu şekilde bir dönem var olmuş denizcilik faaliyetlerine tedbirle yaklaşmak gerekmektedir; tam olarak ne ifade ettiklerini anlamak için daha fazla bilgiye gerek vardır. Bununla beraber, on dokuzuncu yüzyılda hem en az üç denizcilik faaliyetinin varlığı hem de genelde ufak boyutlu bile olsalar bu kadar çok tekne, belli bir süre için bile olsa bu tarihlerde denizci bir kültüre olmasa da, denizci bir yere işaret etmektedir.

Bu dönemde Bodrum’da ciddi boyutta bir Rum nüfusu olduğunu biliyoruz. Menteşe sancağının yirminci yüzyılın başındaki nüfus verilerine baktığımızda, Fethiye’deki Kaya köyden sonra en kalabalık Rum yerleşimi Bodrum merkezdir ve toplam nüfusun neredeyse yarısıdır (Soyluer, 2006:112-132). Süngercilik faaliyetini kendimize temel aldığımızda, bu konuyla ilgili eldeki kaynaklar, ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı Ege adaları dışında, önemli düzeyde süngercilik faaliyetinin görüldüğü bir yer olarak sadece Bodrum’dan bahsetmektedir. Elbette başka yerler de vardır, örneğin Antalya ve daha doğusu; ama Bodrum karşılaştırmalara ve tartışmalara girecek kadar önemli görülmüş bir yerdir. Örneğin sünger avcılığının belli bir yöntemi olarak gangavacılıkta filosunun büyüklüğüyle önemli bir yerdedir (Fourt, 2013:3). Fakat Cumhuriyet döneminin hemen başında, Bodrum’un o kırk teknelik gangava filosu ve/veya hem balıkçı hem de süngerci olarak iki yüz adet kayığı yoktur artık. Birinci Dünya Savaşı bu filoya zarar vermiş olabilir. Nitekim İtilaf kuvvetlerine ait savaş gemilerinin Bodrum’u bombalarken limandaki deniz araçlarını da hedeflediklerini biliyoruz; muhtemelen Alman denizaltılarına ikmalde bulunulmasını önlemekti amaçları.5 Ama kanımca daha geçerli diğer bir sebep, her ne denizcilik kültürü vardıysa Bodrum’da, bu kültürün büyük ölçüde Rumlara ait olmuş olabileceğidir. Bu da şaşırtıcı değildir; çünkü genelde denizcilik ve özellikle de süngercilik Ege’de Rumların baskın oldukları alanlardır; hatta Ege’de Osmanlı




4 Yazar aynı zamanda geçmişte Bodrum’da denizcilik yaptığından ve denizci bir aileden geldiğinden, burada paylaştığı bilgi kendi deneyimlerindendir.
5 İbrahim Arkula’yla kişisel iletişim sırasında edinilmiştir.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:34

döneminde neredeyse tamamen onların tekelindedir bile diyebiliriz.6 Bu daha anlaşılabilir bir sebeptir. Her ne kadar savaş koşulları elbette büyük zarar vermiş olabilirse de o sırada mevcut olan bir denizcilik kültürüne, tek başına sonunu getirmesi mümkün değildir. Ne olursa olsun o kültür tekrar canlanacaktır. Canlanamaması ancak topyekûn o kültürün tüm bireylerinin yok edilmesi veya kültürün yer değiştirmeyle açıklanabilir. Birinci olmamışsa da ikinci olmuştur. 1923-24 zorunlu nüfus mübadelesiyle Bodrum’un Rumları yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalmışlardır. Fakat burada da acele etmemek gereklidir. Çünkü yerleştikleri yerlerde bu kültürü ne kadar ayakta tuttukları şüphelidir. En azından bu kültürün önemli bir kısmının yerleştirilmiş olduğu Girit’te bugün böyle bir denizci kültür gözükmemektedir; daha çok karacı bir kültürle karşılaşmaktayız. Ama Bodrumlu Rumlar hem Kos’a hem de Kalimnos’a da yerleşmiştir; buralarda böyle bir denizci kültürün izleri var mıdır henüz bilmiyoruz. Bu yüzden, Bodrumlu Rumların kültürlerinin şimdi değilse bile geçmişte ne kadar denizci bir kültürü temsil ettiğinin anlaşılması için daha ayrıntılı araştırmalar gerekmektedir. Belki de on dokuzuncu yüzyılın sonunda gözüken ve eldeki verilerin kısa sürmüş olabileceğini düşündürdüğü denizcilik dönemi tamamen farklı nedenlerden kaynaklanmış ve dolayısıyla denizci bir kültüre işaret etmiyor olabilir.7

1923-24 Mübadelesi Ve Bodrum’a Giritli Göçmenlerin Gelişi

1923-24 mübadelesinde sadece Rumlar gitmemiştir Bodrum’dan; yeni insanlar da gelmiştir onlardan geride kalmış mahalleye, Bodrum kalesinin doğu tarafındaki koyun kıyısındaki Kumbahçe mahallesine. Her ne kadar koyun kıyısındaki mahalle diyorsak da, aslında Rumların mahallesi ile buraya yerleşmiş Giritli göçmenlerin mahallesi arasında önemli bir fark vardır. Rumlar, Aya Nikola Kilisesi meydanından Aya Yorgi Kilisesi inşaatının bulunduğu buruna8 ve hatta daha ilerisinde daha sonra Müslümanlar tarafından manastır olarak adlandırılmış Aya Marina Şapelinin bulunduğu yamaçtaki mezarlığa kadar olan sahil hattında yaşamaktaydılar. Ama sahilden içeriye ve hemen arkalarındaki Kışla Dağı’na doğru








6 Burada özellikle Ege sözcüğünü bir kez daha vurgulamak istiyorum. Her ne kadar Rumların Osmanlı donanmasında uzun süre güçlü bir konumda oldukları kabul edilmekteyse de, burada söz konusu olan donanma değil sivil denizciliktir ve konu sivillerin denizciliği olduğunda tüm denizlerde Rumların başat konumda olduklarını ileri sürmek yanlış olabilir. Ama Ege’de öyledirler ve genel olarak bakıldığında da Rumlar Osmanlı’nın denizcilikte en güçlü topluluğudur.
7 Her ne kadar açık bir denizcilik kültürü tanımı yapmıyorsam da, bu bölümün ilk paragrafında neye benzeyeceği hakkında bir fikir vermeye çalıştım. Böyle bir kültürün varlığı sadece tekne sayılarıyla anlaşılmayabilir. Karadaki, yani sahildeki alt yapıya da bakmak gerekiyor. Bu alt yapı çoğu kez böyle bir kültürün bireylerinin bir araya gelerek çeşitli etkileşimlerde bulunduğu yapı ve kurumlardır. Bunlar kahveler, meyhaneler, tersaneler, çekek yerleri, rıhtımlar, iskeleler vb yapılardır.
8 1970’lerden itibaren ünlü Halikarnas Disko’nun olduğu yer.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:37

bahçeleri de vardı.9 Hatta bu bölgenin dışında da tarla, bahçe ve çiftlikleri bulunmaktaydı. Ağırlıklı olarak Girit’ten gelmiş göçmenlerin yerleştikleri mahalleyse, her şeyden önce demografik açıdan Rum mahallesinden farklıdır. Rumlar tamamen Rumlardan oluşan bir mahallede yaşarken, Giritliler aynı mahalleyi, özellikle de bahçeleri ve mahalledeki diğer yapıları ya başka göçmenlerle (ama bunların sayısı epey azdır) ya da daha önemlisi Bodrum’un yerli halkıyla paylaşmak zorunda kalmıştır. Özellikle karasal kaynaklar açısından bakıldığında, mahallenin iç bölgelerindeki bahçe, tarla, zeytinlik gibi yerler daha çok yerlilerin kontrolüne geçmiştir.10 Daha önceki mahalle süratli bir kentleşme sürecine girmiş bir dokunun parçası, hatta bir bakıma bu süreci yüklenmiş ana unsurudur o yılların Bodrum’unun. Giritli göçmenlerin yerleştikleri mahalleyse bu süreçteki rolü elinden alınmış, bir bakıma sürecin kendisi de büyük ölçüde paramparça olmuş, savaştan yeni çıkmış, bu yüzden de epeyce yoksullaşmış ve tekrar kasaba köy arası bir yaşama geri dönmüş bir yerleşimin parçası bir mahalledir. Rum mahallesinin iç bölgeleri ve kısmen kıyı hattının bir kısmı da yerliler tarafından da sahiplenildiğinden, göçmenler hem daha ufak hem de kaynakları daha sınırlı bir mahalleye gelmişlerdir. Yoksul göçmen kesim için yeni cumhuriyetin bu savaş sonrası koşullarında tek seçenek sadece deniz veya yapabilecekleri ne meslek bulabiliyorlarsa o gibidir.
Bodrum 6.png
Bodrum 6.png (331.14 KiB) 236 kere görüntülendi
Şekil 6 Bodrum'un Kumbahçe Mahallesi. Geçmişteki Rum Mahallesinin sınırları hem içeriye hem de sola kaleye doğru bundan biraz daha büyüktür.


9 Bodrum’un Rum Mahallesini bu bütünlük içinde düşünmek gerekiyor. Dolayısıyla, Giritli göçmenler Rum

Mahallesine yerleşti derken aslında kastedilen daha çok kıyı hattıdır. Çünkü Rum Mahallesini içeriye doğru giden diğer bahçe, tarla ve zeytinlikleriyle beraber düşündüğümüzde, bu kısımlara yerliler de yerleşmiştir ki, hatta daha çok onlar yerleşmiştir de diyebiliriz. Bu yüzden, Bodrum’un Rum Mahallesinin aslında iki ayrı kültürel grup arasında paylaşıldığını düşünmemiz gerekiyor.

10 Yerliler derken bu kategorinin içine Bodrum’a 1897 göçünde yerleşmiş Giritlileri de katmak gerekmektedir.

Her ne kadar Bodrum’un yerlilerine göre yerli değillerdiyse de, Rum Mahallesinin paylaşımı sırasında yerlilerle aynı avantajlı konumdaydılar.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:40

Bodrum 7.png
Bodrum 7.png (784.66 KiB) 235 kere görüntülendi
Şekil 7 Cumhuriyet'in ilk yıllarında Kumbahçe Mahallesi.


Gelenler ağırlıklı olarak Girit adasındandır ya da daha doğrusu Girit kökenlidir ama hepsi doğrudan Girit’ten gelmemektedir. 1923-24 göçünün ana kısmı Girit’ten gelen mübadillerdir ama mübadele Girit’ten bu kıyılara olmuş ilk göç değildir. Büyük Girit göçü aslında 1897’de gerçekleşmiş olan göçtür, Girit’teki kanlı iç çatışmalar sonunda adadan ayrılmak ve bazı durumlarda da canını kurtarmak için ayrılmak zorunda kalmış Giritli mültecilerin göçüdür.11 1897 mültecileri Anadolu’nun, batı ve güney kıyıları olmak üzere çeşitli yerlerine dağıtılmışlardır. Bu yerlerin bir kısmı sadece Giritlilerin yaşadıkları yeni köyler olurken, bir kısmı da Giritlilerin ya mahalleler ya da münferit aileler şeklinde yerleştikleri mevcut kasaba veya kentler olmuştur. 1897 sırasında bazı Giritli mülteciler de uzun bir uğraştan sonra Bodrum’un karşısındaki Kos (İstanköy) adasına yerleşme izni koparmayı başarmıştır; bu




11 Konumuz açısından mülteci/muhacir/mübadil terimleri arasındaki farklılıklar çok önemli değilse de, 1897 göçmenleri için kullanılması gereken terim muhacir değil, mülteci olmalıdır.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6457
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: BODRUM DENİZCİLİĞİ VE TEKNE YAPIMCILIĞINDA GİRİTLİ GÖÇMENLERİN ROLÜ

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Mar 2021, 10:46

adayı kendilerine çok daha uygun buldukları için bu kadar uğraşmışlardır. 1911 yılında adayı İtalyanlar ele geçirmiş ve İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar da ellerinde tutmuşlardır. Bu tarihten sonra da Kos Yunanistan’a geçmiştir. Adada yaşayan Giritli göçmenlerin bir kısmı hem 1923-24 mübadelesi sırasında hem de adanın Yunanistan’a geçmesinden sonra kendi istekleriyle Bodrum’a yerleşmişlerdir.
Bodrum 8.png
Bodrum 8.png (382.23 KiB) 235 kere görüntülendi
Şekil 8 Haritada Bodrum ve Kos ile Kalimnos adaları gözükmektedir. 1897'nin Girit göçmenleri Kos'a yerleşirler. Daha sonra bir kısmı Bodrum'a yerleşirken bir kısmı da bu adada kalır. Süngerciliğin önemli merkezlerinden Kalimnos ise Kos'un hemen üzerindeki adadır.


Dolayısıyla mübadele sırasında Bodrum’un Rum mahallesine iki taraftan göçmen gelmiştir: Giritli mübadiller ve Kos adasına 1897’de yerleşmiş Giritli mülteciler. Bu ikisine ek olarak bir de, daha ufak sayıda olsa da, Rodos adasından gelenler vardır bu tarihlerde.12 Ama gelenlerin hepsi Bodrum’da kalmaz. Hem savaş sonrası koşulların getirdiği yoksulluktan ötürü hem de yukarıda belirtildiği üzere, Bodrum’daki Rum varlıklarının bir kısmı, hatta büyük bir kısmı orada yaşayan Müslüman nüfusun13 eline geçtiğinden, böyle bir rekabet de olduğundan, gelenlerin bir kısmı ekonomik açıdan daha rahat edebilecekleri başka yerlere göç etmiştir. Ama göçmenlerin arasından bir kısmı denizde bir şans yakalamışlardır. Bunda, bu kişilerin denizciliklerinin ve buraya tekneleriyle birlikte gelmiş olmalarının da önemli bir rolü vardır. Mübadeleyi görmemişse de Bodrum’da doğmuş ilk kuşak bir Giritlinin tanıklığına göre, o dönemde ya var olan mesleklerden biri yapılacak ya da denizle uğraşılacaktır;




12 Bunların aralarında da daha önce buraya yerleşmiş Giritli göçmenler vardır.
13 Buradaki Müslüman terimi hem Bodrum’un yerlilerini hem de 1897 Girit göçmenlerini kapsamaktadır.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir